İçeriğe geç

Sohbet

“Yok, bu sefer ben ödeyeceğim itiraz kabul etmiyorum. Yoksa bir daha dışarıda bir şey içmem senle. Neyse, benimle konuşmak istediğin bir şey olduğunu söylemiştin ? ”

“Doğru. Seninle konuşmak istediğim bir şey var. Hattızatında birden fazla şey de olabilir ama mevzunun gidişatına göre sohbetin başlıklarının sınıflandırmasına sen karar ver istiyorum. Bizi konuşmak istiyorum bugün. Seninle beni. Ama daha çok beni, çünkü seni sen yokken düşünmeyi senle konuşmaktan daha çok seviyorum.  Bakma öyle suratıma, kafamdakileri, aslında tam olarak yüreğimdekileri gerektiği kadar aktarabilmek ve konuşma randımanımı sonunda kadar koruyabilmek için sadece bir bira içtim bu akşam, bunu fark etmemen imkansız ?

Neyse. Kaç yıldır tanışıyoruz biz ? Çok yorgunum, dün gece hiç uyumadım anla beni. On üç sene belki ? Güzel sayı. Seni ilk gördüğüm andan beri sevdiğimi biliyorsun, ben de tarafından gayet güzel sevildiğimin farkındayım. Hatta bazen hayatımın genel ortalamasına baktığımda sevginin benim için bir lüks olduğunu bile düşünüyorum.

‘’Ne diyorsun anlamıyorum ?’’

‘’Bekle lütfen, bitirene kadar bana müsaade etmeni rica ediyorum. Aramızda var olan ilişkinin bir ismi yok değil mi, varsa da ben koyamıyorum ? Sen kendi kendine bizi düşündüğüne, eğer düşünüyorsan, neyin olarak adlandırıyorsun beni mesela ? Ya da en derin sırlarınızı birbirinize anlattığınız kadın arkadaş grubunuzda benden bahsederken, eğer bahsediyorsan, neyin olarak sunuyorsun beni ? Neyse ben senin bendeki adını koyamıyorum işte !  Farklı cinsiyete mensup, iki insanın yakın olabileceği kadar yakınız seninle. Arkadaş olmak için fazla yakın, sevgili olmak için de fazla uzağız bunu biliyorsun. Ve bu iki sıfatın arasında debelenip giderken kayboluyoruz. Defalarca sana söyledim seni gördüğüm ilk andan beri seviyorum. Buna inanmadığını söylemeyeceğim, çünkü bunun farkında olduğunu ve sana olan sevgimi sonuna kadar kullandığını biliyorum ve bunun farkındayım. Kullan beni, bu benim için bir problem ya da kötü olarak anlamlandıracağım bir şey değil, aksine tarafından kullanılmaktan büyük, ve hatta mazoşistçe bir zevk duyuyorum. Öyle ya da böyle sonu seni mutlu edecek bir amaca hizmet ettiğimin farkındayım ve bu benim hoşuma gidiyor. Ama her şeyin farkındayım bunu da bilmeni istiyorum.’’

‘’Peki içinde bulunduğun durumun bu kadar net bir şekilde farkındaysan ve bundan gizli bir zevk alıyorsan korktuğun şey nedir ?’’

‘’Söylediklerimi inkar etmeye çalışmadığın için teşekkür ederim öncelikle. Çünkü durumun anlattığım gibi olduğunu sana kanıtlamaya çalışarak gereksiz bir zaman kaybına girmek istemiyordum. Bir korkum olduğunu nereden anladın ?

‘’Kendin söyledin. 13 senedir arkadaşız. Ya da adını her ne koyamıyorsan oyuz işte. Bu halini biliyorum. Korktuğun bir şey var ve şimdi onu anlatacaksın bana. Devam et ? ‘’

‘’Dört defa ikimiz de çok sarhoşken öpüşmüştük hatırlıyor musun ? Daha ilk seferinde anladım senin tenine olan arzumun benim bu hayattaki en büyük zaafım olduğunu. Dört gece de içinde bulunduğumuz ortam olayı daha ileriye taşımamıza müsait değildi ve durduk. İkincisinde senin sevgilin vardı bir süre aramız bozuldu bu yüzden hatırlıyorsundur.’’

‘’Oldukça iyi hatırlıyorum.’’

‘’Gülme. O zaman anladım işte. Buna bir öngörü de diyebilirsin. Kalabalık gecelerde gözden uzak kuytularda çabuk öpüşmeler güzeldi ama biliyorum bir gün gelecek. Bir gün gelecek ve biz seninle bir odada sarhoş vaziyette yapayalnız kalacağız. Bizi izleyen gözler olmayacak. Sağımızdan solumuzdan çekiştirenler olmayacak. Eğer varsa sevgililerimiz kilometrelerce uzakta olacak. Ve dediğim gibi biz çok sarhoş olacağız. Korkum o gece geldiğinde olacaklar değil. Korkum o gece olacakların bu arkadaşlığımızı, ya da az önce söylediğin şekli ile adını her ne koyamıyorsam onu yok etmesi. Arzularımın gerçeğe dönüşmesinin varlığını kaybetmekle sonuçlanmasından korkuyorum.’’

‘’Peki benden ne yapmamı istiyorsun ? Uzak mı durayım senden ? Bunu yapamayacağımı biliyorsun, benim için artık sadece bir dost değil pek çok şeysin.’’

‘’ Ah hayatım hayır ! Evet sana hayatım diyorum. Tama buluşmadan önce evde biraz viski içtim çünkü bu konuşmayı ayık kafayla kıvırabileceğimden emin değildim. Halihazırda yapmadığımız bir şeyi yapmanı istemeyeceğim. Devam etmeyi dilediklerimin yanında, aksine yapmamanı, yapmamamızı istediğim şeyler var.’’

‘’Nasıl yani ? Nedir bunlar ?’’

‘’Bir daha hiç öpüşmeyelim mesela. Sevişmelerin genelde öpüşme ile başladığını kabul edersek, hiç sevişmeyelim de o zaman. Ara sıra ele ele tutuşabiliriz ama, kimse görmeden çünkü görürlerse çok pis dedikodu yaparlar biz yokken arkamızdan. Belki suratımıza da bıyık altından gülerler. Hep konuşalım, sabah kahve içerken muhabbet edelim, öğleden sonra rakıya düşelim paramız olursa ? Üçüncü dubleden sonra sen sarhoş ol, ben seni izlerim. Yalnızsak masanın üstünden, yalnız değilsek masanın altından el ele tutuşalım. Ama öpüşmeyelim. Sevişmeyelim de. Bir Pazar gecesi, üzerinde hafta sonunun yorgunluğu ve ertesi sabah iş olmasının stresi ile ara beni. Çok şaşıracağım şeyler anlat. Gecenin körüne kadar konuşalım, sen ertesi sabah işe geç kal. Sonra buluştuğumuzda o gece için önce kız bana, sonra sarıl, ardından yine rakı içmeye gidelim? Ben sana bir şey okutayım, heyecanlan, elimi tut ama öpüşmeyelim ! Utanacağın bir şey anlat bana. Her utandığında yaptığın gibi ellerini masanın üzerine koyup onları incele. Sarhoşsam belki tutarım, öpmeye yeltenirsem önce beni engelle, sonra teselli ikramiyesi olarak yanağını uzat. Sonra sen de beni yanağımdan öp. Ama daha ileri gitmeyelim. ‘’

‘’Diyelim bunları başarıyla yaptık ve yapmadık. Sonra ne olacak, ne düşünüyorsun ?’’

‘’Sonra geceler kararacak ve biz birbirimizi bir daha göremeyeceğiz. Bu birbirimizi görememe durumu bizim kabiliyetlerimizden bağımsız olacak elbet, doğanın ve belki de hayatın hainliği. Muhtemelen karşına biri çıkacak ve evleneceksin. Zamanla da ilişkimiz doğum günü tebrikleşmeleri düzeyin inecek. Şimdi sen ‘’Madem öyle neden sen hamlede bulunacak cesareti göstermiyorsun.’’ diyorsun muhtemelen içinden. Konunun korkaklıkla bir alakası yok. İkimiz de beni tanıyoruz. Aramızdaki ilişkinin adı sevgililik olduğu andan itibaren günlerimiz sayılı olacak ve nihayetinde sen ebediyen hayatımdan çekip gideceksin. Böyle en azından özel gün ve haftalarda seninle konuşma yetkisine sahip olacağım. Asla benim olmayacaksın ama karanlığın içinde kaybolup gitmeyeceksin de. Seni daima sevmeye devam edeceğim. Hikayene kim dahil olursa olsun. Ellerim titreyecek, kalın bileklerim bükülmeyecek harflerin üzerine doğru sana mesaj yazarken, eğer ağlayabilirsem ağlayacağım ve gözyaşlarım bu masanın üstüne duran telefonun , ya da daha teknolojik olan bir modelinin, kırılmaz camının üzerine dökülecek. Bunu konuşmak istedim işte seninle bu gece.’’

‘’ Korkularını anlattın eyvallah. Şimdi bana gerçekten ne istediğini söyle ve bana dürüst ol.’’

‘’Seni ilk öptüğüm geceyi hatırlıyorum. Hayattaki en büyük pişmanlığım, altı buçuk saniye süren bir öpücük.  Hayatımdaki en güzel öpücük benim en büyük pişmanlığım çünkü içimdeki bu canavar o öpücükle birlikte uyandı. Yumuşak dudakların, güzel tadın, soğuk ellerin benim en büyük pişmanlığım. Dudaklarının tadı ve soğuk ellerinin hissiyatı hala aklımda. ’Bu şehre ne zaman geleceksin yine ?’ diye sormuştum sana kafam bir dünya. ’Rahat olmayacağız ne fark eder?’ demiştin. O günden sonra hep 3. sınıf birahanelerin saçma sapan tuvalet önlerinde öpebildik birbirimizi. Ne sen anlatabildin ne ben. Dünyanın en boktan durumundaydık. Sen arkadaşlarla toplandığımız o gecelerde içkiyi kıstın bana yanaşmamak için, ben yokmuşsun gibi davrandım. Ama derinde birbirimizi istedik değil mi o zamanlar ? Sorunun cevabını vereyim o halde; en büyük arzum seninle ölümüne sevişebilmek bir gece. Hesabını vermeden, kimseye açıklamadan içinde olmak, iniltilerini dinlemek. Sadece bir kez benim tanrıçam olmanı izlemek.’’

‘’…’’

‘’Bir şey söylemeyecek misin ?’’

‘’Dediğim gibi, bugün hesabı ben ödüyorum. Şimdi içeri gireceğim, sen de önce şu tekelden 20 şişe bira al sonra da karşıdaki eczaneyi görüyor musun? Güzel oraya gir bir kutu prezervatif al. Köşedeki taksi durağında buluşalım. Yarın ve Pazar günü de ne işin varsa iptal et. Az önce bahsettiğin o odada yalnız kalacağız seninle bu gece. Sadece bu gece de değil bu hafta sonu. Seninle bu hayattan ayrı bir hafta sonu geçireceğiz. Ne yaşadığımızı sadece ikimiz bileceğiz ve bir daha asla ama asla bu hafta sonu hakkında konuşmayacağız. Evde olan her şey evde kalacak ve Pazartesi sabahı evden çıktığımızda hayatımıza bu masadan kalkmış gibi devam edeceğiz.’’

‘’Durakta görüşürüz.’’

 

Kategori:Öyküler

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir