Parası olan insan ile, gariban arasında imkanlara erişim ve hayatı yaşayabilme kolaylığı anlamında farkları biliyoruz hepimiz. Yazmaya kalksak, server binaları yetmez. Ben kendi adıma başka bir şey farkettim son zamanlarda.
Bize öğretilen, düşündüğümüz, gerçek olarak kabul ettiğimiz bir özelliği vardı zamanın. Kabiliyetlerinden, engellerinden, yaradılışından, parasından, pulundan bağımsız olarak zaman herkese eşit olarak verilmişti. Hayatın hiçbir alanında olmayan adalet, zamanda vardı. O kimseyi kayırmaz, kimseye kıyak geçmez ya da kimseye özel bir husumet beslemez.
Yalan.
Parası olanın satın alabildiği en kıymetli şeydir zaman. Parası olan; ömrünün en güzel yıllarını ofislerde, tarlarlarda, yollarda harcamak zorunda değildir eğer hayatı iş odaklı yaşayan bir insan değilse. Başkasının emeğini ya da bilgisini kiralayabilir parasıyla. Ticaret, kurumsal hayat gibi taraklarda bezi yoksa en basit tabiriyle hazır parasını yer, keyfine bakar.
Çalışmak zorunda olmamak durumu, sağlıklı bir zengine istediği gibi harcayabileceği bir zaman sunar.
Zengin olmayan insanlar hafta içi sevişemezler. Zengin olmayan insanlar hafta içi sarhoş da olamazlar. Zengin olmayan insanlar hafta içi günaha giremezler kısacası. Girerlerse de hayat bedelini hemen ertesi sabah ödetir. Mahşere kadar falan idare ettirmez. Hafta içi sevişmek ya da içip içip hüzünlenmek, hayatını sürdürebilmek için ertesi gün sabahın köründe kalkıp, çalışmak zorunda olmayan insanlara özgü eylemlerdir. Tabi gariban işsizler de dönemsel olarak (parayı buldukça) istedikleri zaman bunları yapma özgürlüğüne sahip olabilirler ama bir yerde, para pul suyunu çektiğinde bu hayatı devam ettiremezler. Fakirler ve orta halliler Cuma – Cumartesi geceleri ve Pazar sabahları ile resmi tatillerde içip içip sevişebilirler.
İlk Yorumu Siz Yapın