Spiritüel yönü kuvvetli bir arkadaşımla rakı içiyoruz. Hayata farklı yerlerden bakıyoruz, gerçekliklerimiz farklı. Ama hep iyi anlaştık. Zaman zaman beni yaşamın bizim ona atfettiğimiz öznel manaların dışında da genel bir manası olduğuna, büyük bir planın varlığına ikna etmeye çalışıyor. Ben de neyin doğru olduğuna inanıyorsam onu anlatmaya çalışıyorum. Solumuzda deniz durgun, onun arkasında benim karşımda güneş batıyor. Aramızda bir ihtilaf yok, düşüncelerimizi dillendirip rakı içiyoruz.
“Var olan hiç bir şey tamamen yok olmaz” diyor, ölümden sonraki karanlığın içinde bir şeyler bulma umuduyla fenerini karanlığın içine doğrultan bir bekçi gibi. “Haklısın” diyorum. “Sadece bu var olmaya devam etme halinin başka bir boyutta ya da bilinç düzeyinde olacağına inanmıyorum. Bedenimiz çüreyecek, içindeki mineraller toprağa karışacak, kurtçuklar bizimle beslenecek ve Eşkiya filminin sonunda bahsedildği gibi belki bir çiçek falan olacağız.”
“Enerji. Enerji olarak var olmaya devam edeceğimize inanıyorsun yani?”
“Enerji, kaynak adına ne dersen de. Bir bilinç ya da benlik, farkındalık olmayacak.”
Herkes gibi karanlıktan korkuyor o da. Ben de korkuyorum. Canı sıkılıyor. Biraz neşelensin istiyorum.
“Yan yana iki çiçekte yeşerirsek hatırlar mıyız birbirimizi?” diye soruyorum. Cevap vermiyor ama gülüyor.
İlk Yorumu Siz Yapın