Bazen, biriyle karşılıklı susmanın verdiği huzuru aramıyor musun ? Bir odada ya da masada tek başına susmak ile, biriyle karşılıklı susmak arasında senin için fark yok mudur? Tamam kabul ediyorum, biriyle karşılıklı susmak huzur da verebilir, gerilim de, hüzün de. Susma sebebi önemli. Karanlığın bir rengi yoktur, genelde bilinmezlikle ve korku ile ilişkilidir fakat sessizlik öyle değil. Sessizliğin de aslında farklı farklı sesleri, bir müziği vardır. Ben genelde huzurlu buldum karşılıklı tembel susmaları. Sebepsiz sessizlikler de güzeldir, ortalıkta başıboş salınan kelimeler olmadığı için sebepsiz sessizliklerde kalpler kırılmaz. Ölüler bu yüzden kimseyi daha fazla üzemezler. Susmak yerine göre daha risksiz bir eylemdir.
Seneler önce fakülte önünde içtikten sonra sarhoşluğun üzerime saldığı o meşhur kasvetimle bir taksinin ön koltuğuna binip şoföre ‘’Serinkuyu’ya’’ dedikten sonra camdan dışarı bakıyor ve boş bir altıpatlar tabancanın topunun tetiğe her basışta patlamadan amaçsızca dönmesi gibi geçip giden seneleri düşünüyordum. Taksici, mensubu olduğu mesleğin adetleri gereğince bir sohbet başlatmak amacıyla ‘’Öğrenci misin?’’ diye sormuştu. ‘’Öğrenciydim’’ diye cevap vermiştim -di’li geçmiş zamanın bütün hüznünü Fiat Albea’nın ön konsoluna fırlatarak. Zaman kipindeki duygu yoğunluğunu sezen taksici konsolun altındaki gözden bir sigara paketi çıkarıp bana uzatmıştı, ben de sigara içmediğimi belirten bir hareket yaptıktan sonra o kendi bir tane yakmak için ağzına götürürken ‘’Ben de Ege’den mezunum.’’ demişti. Sonra ikimiz de konuşmamıştık, yol boyunca karşılıklı susmuştuk. İyi gelmişti o an o sessizlik. Bilmiyorum, belki dertten zevk almaktır bu olan, ama her neyse o an en azından benim için güzeldi.
Bazen bir eylemle desteklenen sessizlik daha da huzurludur. Bir kadının dizine dayadığı başının güzel kokulu saçlarını okşamak gibi. Ya da onun bir şey demeden usulca ellerini, artık dökülmeye başlamış saçlarının arasında gezdirmesinin verdiği his gibi. Güneşli bir havada, güneş gözlüklerinin ardından kitap okumak ya da yağmurlu bir havada kahve içerken yağmuru izlemek, bunlardan sıkıldıkça bir şey demeden karşındakine bakmak gibi. Çok şeyin konuşulduğu bir masada sonran bir önceki kadehlerdeki rakıyı sessizce yudumlamak gibi.
İnsanlar çok konuşuyorlar ve çoğu aynı zamanda da boş konuşuyor. Zaten boş konuşmayan insanlar çok konuşsalar bile bu çokluk durumu bir bolluk ve bereket hissiyatına dönüştüğü için rahatsızlık vermiyor. Ben yalnızlığı bir sorun olarak görenlerden ziyade, insanın asıl sorununun yeterince yalnız kalamaması olduğuna inanan taraftayım. Tamam, modern hayatın gereği olarak hepimiz kalabalıklara teslim olduk ve çoğu zaman bu konuda yapacak pek bir şeyimiz olmuyor. Ama madem yeterince yalnız kalamıyoruz bari birlikteyken bazen sessiz kalalım ?
Baştaki sorumun kendi adıma cevabı; evet, birbirimizi bir şekilde anladığımızı bildiğim biriyle karşılıklı susmanın verdiği huzuru arıyorum ve özlüyorum.
İlk Yorumu Siz Yapın