Gece çöktü üstüne, kalkmıyor. Bilirsin o hissi. Dağlar, tepeler, ovalar, dere yatakları aşmışsın. Ortaöğretim zamanı coğrafya derslerinde öğrettikleri o izohipslerin birbirine en yakın olduğu yerlerden geçmişsin. Yolun sonuna gelmişsin. Son adımı atacak gücün yok. Kapının kilidine anahtarı sokup çevirmişsin, kapıyı iktirecek takatin yok. Tut nefesini, gözlerini kapa at kendini içeriye, başka çaren de yok kurtuluşun da. Çünkü geriye dönüş de yok. İstemiyorsun da dönmeyi.
İçtiğin bira ve ucuz viskiler içindeki şeytanı bile mayıştırmış, sızmak üzere. Meleklerin zaten uçup gitmişler. Ne iyilik yapasın var, ne kötülük. İçki zulanın durduğu dolabın kapağı aralık, içi senin için gibi bomboş. Senin için dolaptan farklı olarak bir de bombok. Sevmediğin bir şarkıcının, eskiden çok sevdiğin bir şarkıya takdire şayan yorumunu dinliyorsun. İlk dinlediğinde şaşırmıştın, yine şaşırıyorsun. O bitiyor, arkasından sevdiğin ama unutulmuş bir şarkıcının yine unutulmuş bir şarkısını atıyor Spotify önüne. Viski kadehi aramak için çok üşengeç ve biraz da sarhoştun, kulplu çay fincanında viski içiyorsun. Şişenin üzerinde bir yerlerde adı yazan herif görse kemikleri sızlar.
Bütün hafta az uyudun. Bu gece ne kadar güzel uyuyacağınla ilgili hayaller kuruyorsun. Ama biliyorsun ki sabahın köründe ayağa dikecek seni alışkanlıkların. Gündüz uykusu uyuyamazsın, beceremiyorsun. Uykusuz ve yorgun bir hafta sonuna hazır ol.
Kendinle konuşma manyak mısın ? Hayır sarhoşum. O zaman devam.

İlk Yorumu Siz Yapın