Yolun nereye vardığından ziyade yolun ve yolculuğun kendisi önemlidir derler. Bazen öyledir, bazen de sonunda nereye vardığın, yolun kendisinden daha önemlidir en azından daha sonra, yıllar sonra akılda kalan odur. Ama aslında anlatılmaya değer tüm hikayeler yolda yolculuk esnasında başına gelenler değil midir ?
‘’ ‘İyi’ insanlar da ’kötü’ şeyler yapar ‘’ derler. Yaparlar bazen. Bazen yapanın iyiliği, genelde yaptığının kötülüğü hatırda kalır.
‘’Eylemin kendisinden ziyade, niyet önemlidir.’’ derler. Bazen niyet önemlidir, doğru ama genelde eylem, özellikle de kötü bir şeye yol açmışsa, niyeti bastırır, muhatabının zihnine kurulur, yapan lanetle hatırlanır. Kötülüğü yapan kişinin bizdeki yerine ve algısına göre hoşgörü sınırları değişir elbet ama bu başka bir gecenin konusu.
‘’Kaş yaparken göz çıkarmak’’ diye bir deyim bile yaratmışız, iyi bir şey yapmaya çalışırken var olan güzel düzenin bozulmasını tanımlamak için.
Seneler önceydi, görece geç bir saatte az sayıda insanla birlikte boş bir konferans salonunda oturmuş, kısa bir süreliğine üyesi olduğum Amerikan Futbolu takımının geçen sezondan kalma bir maçına ait görüntüleri izliyorduk. Ekranda, yanımda oturan çocuğun görüntüsü topu almış sayı çizgisine doğru koşuyordu. Maçın son hücumu, sayıyı yapabilirse kazanacaklar, yapamazsa kaybedecekler. Adam hemen hemen 90 metre mükemmel koştuktan sonra çizgiye 10 metre kala ya heyecandan ya yorgunluktan ya da kendinin bile adını koyamadığı başka bir nedenden ötürü yaptığı basit bir hata sonucu düşürüldü ve maçı kaybettiler. Takımda geçen sene de bulunanlar, hatta o maçta oynayanlar vardı aramızda. Yanımdaki oğlana dönüp güldüler, alayla karışık şakalaştılar. Takımın koçu da döndü, ve çocuğa hitaben gülerek bir cümle kurdu. Daha önce yazmıştım, ‘’fırsat maliyeti’’ tanımı belki de hayatın genel akışına ilişkin öğrendiğim en isabetli kuraldır. Bu da ikincisiymiş, tabi o zamanlar bunun da farkında değildim.
‘’Bu işler böyledir, kimse ‘90 metre aslanlar gibi koştu demez, herkes 10 metreyi koşamadı salak’ der’’
Hep böyle oldu. Hep böyle olur. Ben de yaptım bunu zaman zaman, bana da yaptılar. Ne kadar koştuğun değil, ne kadar koşamadığın, yolculuk değil, yolu nerede bitirdiğin, niyetin değil eylemlerin, yaptığın kaşlar değil çıkardığın göz hatırlanır. Nasıl bittiği hatırlanır daima. Herkes için değil ama ! Koşan attığı adımları, kaslarındaki ağrıyı, ciğerlerindeki son nefesi, elindeki topun kayışını, yolu, yolculuğu, yapmaya çalıştığı kaşları oluşturan tüylerin her birini hatırlar. Futbol tarihi mağlup takımların oyuncuları tarafından atılmış harika gollerle doludur ama hep zaferi getiren goller hatırlanır. Diğerlerini golü atanlardan başkası hatırlamaz.
Bazen iyi insanlar, kaş yapmak niyetiyle bir yolculuğa çıkarlar fakat yolun sonunda ellerinde kanlı bir gözle tek başlarına kalmış bulurlar kendilerini. İşte o anlarda bazıları kansız elleriyle bir sigara yakıp yolculuğu ve nerede yanlış yola saptıklarını düşünürler, bazıları ise gözü fırlatıp yola devam ederler. Birini diğerinden daha iyi ya da kötü yapmaz bu, yapı meselesiyle ve eylem sahibinin geçmişte neler gördüğüyle ilgili bir durum bu sadece.
Mutsuz sonla biten filmleri kimse sevmese de, o filmler de çekilmiştir.
İlk Yorumu Siz Yapın