Genel olarak bilinenin aksine herkesin parmak izi doğuştan farklı değildir. Parmak izleri, ten renkleri gibidir aslında. Belli şablonlar ve bunların varyasyonları vardır. Ve herkes aslında bu varyasyonlardan birine sahip olarak doğar. Yoldan çevirdiğiniz iki kişinin parmak izlerinin aynı olma ihtimali, her ne kadar çok ama çok düşük olsa da, vardır.
İnsanların parmak izlerini birbirinden ayıran ise kişinin hayat yolculuğu esnasında parmakların başına gelen bazı rastlantısal biyolojik olaylar ve kişinin hayatında o parmaklar ile ne yaptığıdır.
Rastlantılar ve deneyimler. Çalınan enstrümanlar, ufak kesikler, yaralar, nasırlar, tutulan kalemler, sallanan baltalar, hepsi ellerde ve doğal olarak parmaklarda gözle görülemeyen izler bırakır. İşte herkesin kendine has parmak izi böyle oluşur. Katiller böyle yakalanır. Zamanla, rastlantılarla ve deneyimlerle. Tıpkı kişilik gibi. Herkesin ellerinde kişiliği de saklıdır aslında ama biz bunu okuyamayız. Zaman zaman elleri tutup, sahibinin gözlerine bakarak bir ipucu yakalamaya çalışırız ama tuttuğumuz elin neler gizlediğinden haberimiz olmaz asla.
Kişilik ve parmak izleri. Her parmağın başına aynı şey gelmediği için hepsi birbirinden farklı. Hepsinin kendine has bir izi var. Kimsenin başına aynı şey gelmediği için, gelse de aynı hasarı bırakmadığı için, herkes birbirinden farklı. Herkesin kendine has bir izi var. Parmak uçları gibi, herkesin kendine has bir yarası var.
Yediğim her tokadın bıraktığı izi daha çok seveceğim bundan sonra. “Kader” ve parmak izlerinin ortaklığı. Bu sohbet bugüne değil, soğuk bir kış gecesine ve bir rakı masasına ait…
İlk Yorumu Siz Yapın