İçeriğe geç

Bir Ritüelin Sonu

Bundan tam 10 sene önce Ege İİBF’ye ilk adımımı atmıştım. 2008’in 2009’a bağlandığı günlerde şimdiki gibi fakülte önünde şarap eşliğinde yıl geçişi ritüelim yoktu elbet ama bunu okuyan bazı arkadaşlar ve suç ortaklarım (isim verip kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum, onlar kendilerini çok iyi biliyor) çok iyi hatırlar ki, Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur hesabı o zamanlar fakülte önünde içmekten daha illegal bir şekilde direkt dersliklerin içinde şarap içmek gibi akla mantığa pek yakın olmayan fakat o zamanki yüreklerimizin saflığına da pek uzak olmayan bir takım eylemler içerisindeydik.

Dersliklerde tirbuşonsuz şarap açma uğraşlarının sonucunda bazı kaliteli uçlu kalemlerimin akıbetlerinin şarap şişesinin içinde sonlanması sonucunda , ki o şarapları içlerinde eriyen kalem uçlarıyla tükettiğimiz için söz konusu cefakar ve delikanlı kalemlerin bir parçalarının hala içimizde yaşadığını söylememiz isabetli olacaktır, bu durumdan illallah edip ilk İsviçre çakımı almam da bundan 10 yıl öncesine tekabül eder. Yani tam 10 yıldır cebimde tirbuşonu olan bir İsviçre çakısının bulunmasına giden yolun temelleri Ege İİBF dersliklerinde atılmıştır! Cebimde viski matarası taşımamın ise akademik dünya ile pek bir ilgisi bulunmayıp; söz konusu eylem tamamen sonrasında gelişen hadiseler sonucu edindiğim kötü bir alışkanlıktır.  

Uzatmayacağım (Lütfen!), zaten daha önceki fakülte önü sayıklamalarımı okuyanlar (okumadıysanız bağlantı vermeyeceğim, araya araya bulun ki site biraz istatistik yapsın, sürünüyoruz be) Bornova’da kafayı çektikten sonra fakülte önünde bitirdiğim kış gecelerinden haberdarlardır. İşte sevgili dostlar, maalesef bu güzel ritüelin sonuna gelmek zorunda bırakılmış bulunuyorum. Yenildim.

Önce etrafı panayır yerine çevirmek suretiyle karanlıklarımı çaldılar. Şimdi de tüm girişleri zapt ettiler. Geçenlerde söz konusu yıl geçişi ritüelimi gerçekleştirmek üzere Bornova’daydım. Ölü yatırım yapmamak adına, şarap almadan önce bir arama-tarama-keşif faaliyetine çıkmamın uygun olacağını düşündüm ki, bunun isabetli bir karar olduğunu gecenin devamında anladım.

Gördüm ki metro girişini turnike ve zabit koymak suretiyle işgal edip savunmaya almışlardı. Hastane girişini zorladım, aynı. Öğrenci Köyü girişini zorladım, kaput. Yeşil Köşk tarafına açılan kapı zaten yıllardır kapalı. Üşenmedim, Forum’a gittim. Gözü kararttım bir kere, koruluğun içinden sızma harekatı yapıp fakülte önlerine sürüneceğim gerekirse! Lanet adamlar Forum’dan koruluğa giren kapıyı kapamışlar, yetmemiş bir de tel çekmişler ! Sorumluluğu üzerime alıp denedim, neyse ki elektrik vermemişler. Sırf ben iki kadeh şarap içmeyeyim diye, Ege İİBF memleketin en iyi korunan üçüncü binası haline gelmiş. Son günah gecemde, güvenlik kamerasında o nanik hareketini yapmayacaktım, o biraz fazla oldu kabul ediyorum ama işlerin bu noktaya geleceğini tahmin edemezdim.

Velhasıl kelam, Forum ile koruluk arasındaki tel örgülerin önünde mağlubiyeti kabul ettim. Eğer sigara içiyor olsaydım bir tane yakıp, dumanını hüzünlü bir şekilde havaya üflerdim. Memleketin akademik dünyası çok ilginç gerçekten. Üniversitelere silahla girip hoca vurabiliyorsun fakat, hatıralar bahçesinde iki kadeh şarap içemiyorsun. Ne yapalım, geçmiş olsun. Sayıklamak için başka mabetlere göç edeceğiz.   

Kategori:Mezeler

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir