İçeriğe geç

Kahve Bahane

Şu hayatta iki çeşit kahveyi sevebildim. Sade Türk kahvesi ve sütsüz, şekersiz, kremasız, herhangi bir şeysiz kapkara filtre kahve. Diğer rengarenk ve tatlı kahve çeşitlerine bir ilgi duymadım, yüz vermedim.

Bu kahveye olan ilgim de aslında baya geç yaşta, otuza dayanmışken, başladı. Kahve içerken hüzünlenebilen insanlara özenmemin de, bu sevginin başlamasında payı olabilir elbet. Ama ben büyük ödülü sürekli alkole gelen ÖTV zamlarına veriyorum. Hatta son yıllarda sağda solda türemiş son moda kahve dükkanlarının da istemeden de olsa bu zamların ekmeğini yediğini düşünmekteyim. Şöyle ki; gençlerin, özellikle de öğrencilerin, ellerinden barlar alınınca garibanların iki muhabbet edip, ‘’piyasa yapabileceği’’  yer olarak elde kahveciler kaldı. Barda iki kişilik ortalama bir muhabetin fiyatı  günümüz şartlarında otuz liradan başlayıp yüzlerece liraya kadar çıkabilirken; kahvecilerde genel olarak on lira seviyesinden giriş yapılabiliyor. Tabi bu sektörde de, fiyata abanan farklı konseptlere sahip mekanlar da türedi.

Benim kahveye olan merakımın palazlanmasının ana sebebi ise açık tüketim noktalarında içmenin bedelinin küçük bir servete dayanması ile birlikte; artık parkta, bahçede ve evde içmenin de bütçeye büyük zararlar veriyor oluşu. Evde kişisel tüketim amaçlı bira, şarap yapanlara ne kadar özensem de bende yeterli yer, zaman ve en önemlisi göt olmadığından o işlere henüz girişemedim.  Şu şartlar altında ‘’Bu gece evden çıkmayayım da şu filmi/kitabı boğayım.’’ planları yok efendim şarabıydı, birasıydı yanına fındığıydı fıstığıydı derken bildiğin dışarıda kebablı , tatlılı iki kişilik yemek parasına denk gelir oldu.

Neyse ben de sonuç olarak maddi imkansızlıkları ve devlet politikaları kaynaklı şahsımda ortaya çıkan eksiklikleri; zaman zaman acı ve çamur tadı verdiğim kahve fincanlarında  boğmaya çalışırken kahveye karşı bir sevgi ve ilgi geliştirdiğimi fark ettim.  Ama hala kahve içerken hüzünlenebilen insanları anlamakta zorlanıyorum. Ömrümde sadece bir kere yapabildim bunu. Kaybedilmiş bir hikayenin ardından bakarken kendime kızdığımdan ötürü sıcak ve acı filtre kahve ile boğazımı yakarak kendimi cezalandırmaya çalışıyordum. O an hüzünlenmiştim bayağ ama hadise kahve ile ilgili değildi aslında. O yancıydı. Tam kafamdaki şekliyle olmasa da, elinde kahve ile hüzünlenen insan olmayı öyle başardım.  Götüne çarpan topla gol atan forvet gibi. Çaba yok ama sonuç var.

Çok bahsedince canım çekti. Gideyim de kahve yapayım.

Kategori:Kendime Notlar

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir