İçeriğe geç

Susuz Rakı

(10.08.2013 tarihinde sosyal medya hesabımdan paylaşılmıştır)

Tam olarak hatırlamıyorum ama ya yedinci ya da sekizinci dublenin ortalarıydı. Göz ucuyla biri boş diğeri henüz dolu olarak masada duran iki şişeye bakarak vardım bu çıkarıma. İçerken ne kadar içtiğini sayan adamlardan değilim. Ne kadar içtiğimi ya hesabı ödemeye gittiğimde öğrenirim ya da ertesi sabah, bir gece önce katledilmiş şişelerin halinden tahmin etmeye çalışırım. Neyse, yedi diyelim. Yedinci dublenin ortalarıydı. Koltuğumda geriye doğru yaslanıp masada can çekişen mezeleri göz ucuyla kesip hangisiyle yakın temas kurmam gerektiğini düşünüyordum. Sonra zaten karnımın dolu olduğunu, bir şeyler yemeye ihtiyacım olmadığını fark ettim. O an, Afrika’da ki aç çocukları falan düşünüp gereğinden fazla gıda tükettiğim için bir vicdan muhasebesine giriştiğimden değil de; sadece sarhoşluktan ve o kadar içkiden sonra varlığını kuvvetle hissettiren tuvalet ihtiyacımdan dolayı bıraktım çatalı bıçağı.  Kadehi karaciğere ve damarlara yolcu edip ağır hareketlerle tuvalete doğru ilerledim. Tuvalete lavabo demem çünkü bence lavabo o el yüz yıkanılan yerdir ve amaç işemek, sıçmak gibi eylemlerse lavabo kullanışsızdır, tuvaleti deneyin.

Hep derim; içkiliyken seri hareket etmek konsepte aykırı, işin mantığını ve estetiğini bozuyor. Geri döndüğümde önümdeki kadehlerden birinin boş, öbürünün de yarısına kadar suyla dolu olduğunu gördüm. Su dolu kadehi elime alıp ” Bir insan bir bardağı neden sadece yarısına kadar suyla doldurur ki ? ” diye düşünerek bir dikişte içtim. İlk iki saniye bir şey olmadı. üçüncü saniyede boğazımda, dördüncü saniyede kulaklarımda bir yanma başladı. Beşinci saniyede ise ben tuvaletteyken kadehime doldurulan sıvının su değil rakı olduğunu; ama henüz suyla karıştırılmadığını çoktan idrak etmiştim. Evet, kulaklarımın yanmasıyla, beynimin idrak etmesi arasında geçen o bir saniyede bunların hepsini düşündüm. Alkol refleksleri yavaşlatabilir ama kesinlikle beynin düşünme hızını arttırıyor. Öğrenciyken (bir zamanlar öğrenciydim ve artık öğrencilik zamanlarından bahsedilirken geçmiş zaman eklerinin kullanılması çok canımı acıtıyor) bazı sınavlara alkollü çalışmam da bundandı. Neyse, ”Ben rakıyı susuz içerim” artisliğinden ve bu artisliği yapan insanlardan hazzetmem. Çünkü ömrüm onların af edersiniz amı götü dağıtışlarını izleyip evlerine bırakmakla geçti. Ayrıca bence rakı susuz içilmez. Zevk meselesi tabii, herkes istediği gibi içebilir ama bence rakıyı susuz içmek övünülecek bir şey değil.

Velhasıl kelam, o kadar içkinin üstüne bir de Türkiye’ye yeni gelmiş turist misali bir duble rakıyı shot yaptıktan sonra gecenin devamında hiç bir şey o kadehten öncesi gibi olmadı. Susuz rakının sertliğine alışan damak, arkadan gelen standart dubleleri su misali kabul etti. Güzel şarkılar seçildi, artık ne yaptıkları bilinmeyen eski dostlara ve ”bağzı kişilere” adandı. Ben, rakı ve istediğim an istediğim şarkıyı çalabileceğim bir internet bağlantısı bir araya gelince Voltran’ı oluşturuyoruz. Yaşı daha genç olan arkadaşlara ufak bir açıklama: Voltran biz çocukken izlediğimiz bir çizgi filmdi. Bir takım robotlar bir araya gelip başka bir devasa robotu, Voltran’ı oluşturuyorlardı. Power Rangers’da ki Megazord hadisesi gibi yani. Bir ara telefonumun saatine baktım. 02:24 yazıyordu. aileme karşı olan sorumluluklarım aklıma geldi ve ”elveda” deyip kalktım.

Neyse ki tecrübeli sarhoşlarız, içip içip rezillik çıkarmıyoruz, evin yolunu bir şekilde buluyoruz ve taksiciler bizi kazıklayamıyorlar…

Kategori:Geçmiş Zaman

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir