(23.09.2017 tarihinde sosyal medya hesabımdan paylaşılmıştır)
Bursa’dayım. Bir düğünün masa altı votka operasyonuna cephane sağlamak amacıyla sanayide açık tekel arıyorum. Yabancı topraklarda, eksik istihbarat ile operasyona çıkmış acemi er ümitsizliğindeyim. Hz.Google’ın önce 250 metre, ardından da 350 metre yürütmek suretiyle beni yolladığı 2 tekel de sanayinin geri kalanı gibi kapı duvar.
Sokağa geri çıkıp sağıma soluma bakındım. Uzakta, karanlığın içinde yanarlı dönerli tabelalar gözüme çarptı. “Bu yolun sonu ya pavyona, ya tekele , ya da Bursa Motor’a çıkar. Hayırlısı ” dedim ve yürüdüm. Büyük umutlarla ulaştığım ışıklar, aklıma gelmeyen dördüncü ihtimal olan kebapçı çıktı. Olsun , yılmak yok. Daha bitmedi. Girdim kebapçıya, sağa sola bakındım. Duvarlardaki tuğraya ve maneviyatı yüksek diğer eserlere bakıp, bir zamanlar çok kalabalık olan bir masayı toplamaya uğraşan 2 garsona doğru yöneldim. “Selamınaleyküm”. “Beyler bu saatte buralarda açık bakkal var mıdır ?”. Ve ekledim. “Sigara alacağım.” Sonuçta masa altı votka tecrübelerimden öğrendiğim bir şey varsa o da her girdiğin yerde “tekel”, “votka”, “piiz” vs. diyemezsin. Üzebilirler. Garsonlardan biri daha önce karavana sıktığım iki tekeli tarif etti. Diğeri de, benim halihazırda tecrübe etmiş bulunduğum üzere, onların bu saate kapalı olacağını söyleyip; “Abi araba varsa 3-4 km ötede açık bakallar var” dedi. Araba vardı var olmasına da, arabanın olduğu yerde o anda aç pirhana sürüsü misali park yeri arayan başka düğüncüler vardı. Masa altında votka içebilmenin bedeli, düğün bitiminde kilometrelerce uzağa park edilen arabaya yürümek, dahası eşi dostu da oraya yürütmek olacaktı.
İşte o an mücadele bitti. “Eyvallah” dedim ve karanlık sokağa geri çıktım. Gökyüzüne baktım. Bulutlar kırmızı, hava serindi. Mağlubiyeti o an kabul ettim. “Farklı bir şekilde ve başka bir şehirde yine yenildim” diye düşündüm. Eğer sigara içseydim o an bir sigara yakar, boş ve karanlık sokakta, kapalı dükkanların arasında uzun uzun verirdim dumanı. Sigarayı sevmesem de , sevdiğim bir görüntüdür bu. Salona döndüm , ayranla göz göze geldim. İçimden “Teknik nedenlerden ötürü bu gece bir süre seninleyiz” dedim. “Abi, bilimum içtiğin içecek portföyünü fotoğraflıyorsun. Alkolsüzüm diye içki değil miyim ?” der gibi baktı. “Olmaz mısın be ! Hem de milli içkisin. Gel buraya! “
İlk Yorumu Siz Yapın