(07.09.2013 tarihinde sosyal medya hesabımdan paylaşılmıştır)
Geçmiş hatırlanır, gelecek hayallerde planlanır. Ama hayal edildiği gibi gerçekleşmek zorunda olmayan, genelde hayal kırıklığına uğratan sevimsiz bir şeydir gelecek. Kaçımız hep o işletmeyi düşlediğimiz barı açabildik ? Kaçımızın hayatının aşkı şu an yanında oturmuş, mayışmış halde sizinle birlikte bunu okuyor?
Geçmişin çoktan yaşanıp bitmiş olması, gelecek gibi değişken olmaması ve tüm ısrar ve çabalara rağmen zihnin sürekli bir köşesinde kalması onu geleceğe nazaran daha haylaz ve samimi kılar. İşte o yüzden sisli bir geleceğin güzellikler getireceğini düşünerek içen insanlardansa, geçmişi düşünüp içenler daha samimi gelir bana.
Bir insan neden geçmişte yaşar ? Çok sebebi var. Bugünü, eski günleri kadar mutlu etmiyordur, varlığıyla ona mutluluk verenler artık çok uzaklardadır, her şeyden öte sarhoş olmak eski günlere nazaran artık daha pahalıdır. Ama bence bütün bunlarla beraber geçmiş hakkında asıl özlenen şey o artık giderek azalan saf masumiyetimiz. Aslında bir zamanlar hepimiz iyi insanlardık, kalp kırmazdık, zamanla yavşaklaştık. Masumiyetten dolayı kaybedilmiş hikayelerimiz bence hepimizin gizliden gizliye gurur duyduğumuz mağlubiyetlerimiz çünkü bize bir zamanlar ne kadar temiz insanlar olduğumuzu hatırlatıyorlar. Bu yüzden geçmişe üzülürken aslında o temizliğimizi özlüyoruz. Kirlendikçe kaybedilen ve artık ne yaptıkları bilinmeyen ama hala sevilen eski dostlar, hep o pozdaki gibi mutlu kalınacakmış gibi çektirilmiş fotoğraflar, sağa sola belli etmeden, içten içe gülümseyerek anlatılan anılar ve artık üzerinde oturmanın bile yasaklandığı bir çimenlikte hareketsiz duran, yan yatmış ve biraz önce tarafımdan tüketilmiş boş bir bira şişesi. Bunların hiç biri artık yok. Dünya üzerinde konuşulan hiç bir dilde tarif edilemeyecek saçma sapan bir his. Galiba sahip olduğumuz son iyilik kırıntısı kimseye kin duymadan herkese ”iyi şanslar” dileyebiliyor olmamız.
İlk Yorumu Siz Yapın