Kapanmış defterlere yazılan hikayeleri, okuyanların hafızasından söküp atmak mümkün müdür ?
Bitmiş ve kapanmış defterlerin tüm numarası; içine yeni hikayelerin yazılamayacak olmasıdır. Halihazırda yazılmış ve yaşanmış olanlar, yazanların ve okuyanların zihinlerinde kayda değer bir süre var olmaya devam edecektir.. Defteri gömmek, yakmak ya da üzerine işemek bir şeyi değiştirmez.
Fakat insanın yaşananları yaşandığı veya yazıldığı gibi hatırlamaktansa, inanmak istediği şeylere inanma meyli vardır. Bu meyil insanı gerçeği değiştirmeye, dolayısıyla yalana sürükler. Bahsettiğim başkalarına söylenen değil, insanın kendine söylediği yalanlar. Gerçi insan kendine söylediği yalanları, büyük oranda çevresine de söyler. Bir yalanı yeterince uzun süre söylerseniz ve yakalanmazsanız; bir süre sonra onun asıl gerçek olduğuna siz de inanırsınız.
Doğrular ve yanlışlar, eksikler ve tamamlar, hatalar ve kazanımlar, bunların hepsi kişinin önceliklerine ve değerlerine göre değişen şeyler. Ama gerçek öyle değil. Gerçek orada bir yerlerde . (X-Files güzel diziydi.) Bahsettiğim gerçeklik algısı ya da başkalarının gerçek olarak kabul ettirmeye çalıştıkları değil. Tüm etkilerden ve diğer öznelerden bağımsız olarak gerçekten gerçekleşmiş olan gerçeklik. Unutulmuş bir ormanda yaşlanıp düşmüş, düşerken kimsenin görmediği bir ağaç hadisesi vardı ‘’Barda’’ filminde. İşte bahsetmeye çabaladığım o ağacın, kimse şahit olmasa da yıkılıp düşmüş olduğu gerçeği gibi bir gerçeklik.
Kimse duymasa da, görmese de, şahit olmasa da, yorumlamasa da, okumasa da, yazmasa da, sırtını dönüp gitse de , veya her şeyi görüp kabul etmese de gerçek bir tane ve orada bir yerlerde. Ondan kaçmak seni rahatlatıp, keşfetmek kahredici olsa da gerçek bir tane ve orada.
Ondan kaç, kendin dahil herkesi kandır. Öyle ya da böyle, eninde sonunda gerçek açığa çıkar.
Gerçeği bilen en az bir kişi daima olacaktır.
Kahpe kaderin ( kader kadar, yoğun ilahi anlamlar yüklendiği halde bu kadar çok sövülen başka bir olgu yoktur herhalde ) cilvesine bak ki, henüz anlatılmasına uzun zaman olan bu ufak hikayenin, saklanan gerçeğini de ilk ben keşfedecektim.
Galiba insanın gerçekten kim olduğunu anladığı o anlardan biri de bu. Ortalığı yangın yerine çevirme şansı varken, kafayı eğip susmayı doğru bilip, onu tercih etmek.
Çünkü bazı insanlara olan borçlar, sadece vakti geldiğinde susarak ödeniyor.
İlk Yorumu Siz Yapın