İçeriğe geç

Sağanak

İzmir’de sağanak yağmurda mahsur kalınacak en güzel yerlerden biridir herhalde Muzaffer İzgü’de bir barın brandasının altı. Geceyi atlatmak için gerekli olan tüm imkanlar mevcuttur. Aniden inen sağanakla birlikte, sokakta avare gezinen şekerden yapılmış insanlar kaçışır, sadece masadakiler kalır.

Pazar gecesi, hiçbir yere ve hiç kimseye yetişme zorunluluğunun olmadığını bilmenin verdiği o buruk öz güven ile aheste aheste yudumlarken Tuborg’u, sokağa Kıbrıs Şehitleri başından geniş bir şemsiyenin altında birbirine sokulmuş iki kadın girer. Sarhoşların çektikleri yudumlardan daha aheste bir şekilde yürürler tepelerindeki şemsiyenin huzurunda ve korunağında. Birbirleriyle konuşa konuşa, başkalarının aceleyle otuz saniye içerisinde katettikleri mesafeyi bir buçuk dakikada , tam senin oturduğun hizadan geçerken, biri diğerine ‘’ İnsan her şeyini kaybetse de, karakterini kaybedemez .’’ der.

Toplamda dört bira daha az içmiş olsam yanlış anlaşılmayacağıma güvenerek; dört bira daha fazla içmiş olsam da alkolün bana verdiği yetkiye dayanarak eğilip ‘’Onu da kaybeder ablacım’’ derdim muhtemelen.  Ama tam o anda, o noktada , bunu yapmaya çekinecek yeterlilikte sarhoştum.

‘’İnsan karakteri ve hayatı da dahil olmak üzere bir zamanlar sahip olduğu her şeyi hiç beklenmedik bir anda kaybedebilir.’’ derdim kesinlikle. Eğer dört bira az içmiş olsaydım, konuyu ‘’ Bunun farkında olarak yaşamak lazım.’’ diye bağlayıp hanımları azad ederdim. Yok eğer, dört bira fazla içmiş olsaydım, alkolün verdiği duygusallık ile, hazır konu kaybetmekten açılmışken ‘’Ve kaybetmek özlemeyi de beraberinde getiriyor galiba.’’ diyerek hadiseyi tamamen alakasız ama hüzünlü bir kulvara çekerdim. Mevzuyu özlemeye getirmiş, masasında yalnız oturan bir sarhoş olarak da ‘’Kalabalık masaları özleyebilirsin. Kalabalık masaları dolduran insanları da özleyebilirsin. O insanlardan bazıları hala sağında solunda olsa da, onların özellikle o masadaki hallerini özleyebilirsin. Değişim daima herkes için her şeyin daha iyiye doğru gitmesi demek değildir ki. Çevrendekilerin değişmeden önceki hallerini de özleyebilirsin. Bu kendin için de geçerli. Aynı gün içinde, geride kalan seneler sonucu dönüştüğün insandan nefret edip, ardından birkaç saat geçmeden onunla gurur duyduğun çok olmuştur? Boktan bir ruh hali aslında kendine, iyi mi kötü mü,sinsi mi içten mi, samimi mi yapmacık mı belli olmayan, sınıfa yeni gelmiş ve kendini kabul ettirmeye çalışan çocuk muamelesi çekmek.’’  diyerek kreşendomu icra edip sahneden çekilirdim.  Muhtemelen sınıfa yeni gelen çocuk bağlantısını anlamazlardı. Bir tanesi cesaret edip sorsa, ben de açıklayamazdım.

Bunların hiç birini yapmadım tabi. İçtiğim ayar, o cümleyi işittikten sonra içimden bir ‘’S.ktir lan oradan’’ dememe müsaade etti sadece.

Kategori:Biz Hayata Kaptırmışken...

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir