İçeriğe geç

Konu Bütünlüğü Yok, Çünkü Çok Sarhoşum

Geri dön

Mesajınız gönderildi

Uyarı
Uyarı
Uyarı
Uyarı

Uyarı.

Oysa ki çok güzel cümleler vardı kafamda  bu otuz sekiz dakikalık sarhoşluk yürüyüşümde oluşan.  Hepsini unuttum. Şimdi  bana huzur veren tek şey eskimiş klavyenin halden anlamaz tuşlarına vuruşumda çıkan sesler.

Hep dinlediğimiz benzer hikayelerin, heyecan veren o parçalarına çok yaklaşmıştık oysa ki. Apartman girişinde yatan köpeğimiz, gözlerini bir kez suratıma diktikten sonra benden kaçana kadar…

Tüm hikayeler yarım kalmış, çığlıklar atılamamış, pişmanlık yüklü bir öpücüğün kucağında her şeyi rayına sokabilecek bir şarkı arıyorsun. Öyle bir şarkı yok, kitaplar var ama onlar da yasaklı.

Bana yalnızlıktan ya da her şeyini kaybetmiş adamlardan bahsetme. İlla bahsedeceksen ilkinden bahset çünkü ikincisi üzerine ahkam kesmek daha kolay.

Bu İzmir kışından da hasta olmadan  çıkacağız galiba. Yabancı dudakların koynunda, istiyor musun ?

-İstememeliyim.

-Dilek, şart, koşul –meli – malılar farketmez ,istiyor musun evlat ?

-Kendinle konuşuyorsun avradını siktiğim bana evlat demenin manası ne ?

-O zaman bana neden avrat çekiyorsun ?

-Linguistik alışkanlıklar.

-O ne ?

-Siktir et.

Eve kafam bir dünya dönerken, asla bir daha hatırlayamacağım güzel cümleler kuruyorum. Hepsi Şemikler karanlığında kayboluyor. Halbuki bir tanesini Serinkuyu’ya kadar taşımıştım bu gece, son anda Pakize’yi severken düşürdüm.  Pakize ise bir gariban ihtiyar köpek.

2005 aklıma geliyor bok varmış gibi. Hiçbir şey hissetmemem gerekirken hakkında en çok şey hissettiğim saçma sapan senelerden biri. O zamanlar içki de içmiyorum. Ve hatta içkiye de karşıydım cibiliyetimi sikeyim.

İşler yolunda gitmiyordu. O zamanlar tabi ki de bilmiyordum, ama sonrasında da yolunda gitmeyecekti zaten.  Uğruna çabaladığımız çoğu şey Körfez’de boğuldu.  Kalanlar da rakı masalarına meze oldu.

Doğrularımız zaten farklıydı, yanlışlarımız da başkalarının doğrularıydı. Bombok bir gecenin ıslak yarısında şarap içiyorduk.  Bir öyküye başlıyorum , devamını getirmek için hiç bir şey yaşamamış ve de çok ayık olduğumu fark ediyorum.  Midem zıp zıp zıplarken bir şey düşünmek istemiyorum ama her şeyin sonunda ayıldığımda karar vermek zorunda olduğum hadiseler, yapmakla yükümlü olduğum telefon konuşmaları ve atılması gereken mesajlar olduğunun farkındayım.

Burak Abi arıyor, ‘’Muzaffer Amca’nın devamını getir.’’  diyor. Muzaffer Amca yaşasaydı, bu kadar acının üstüne, Kıbrıs Barış Harekatı’ndan illegal yollarla eve getirdiği tabancasıyla kafasına sıkardı, onu biliyor da hala sonunu benden duymak istiyor. Bazı sonlar yazılmamalı, dillendirilmemeli.

Bir Aralık gecesinde bu kadar soğuk terler mi insan ? Terler. Nedeni yok. Varsa da ben bulamıyorum.  Bilirsin bu hissiyatı. Ortada herhangi bir şey yokken bir anda, ansızın sebepsiz, nedensiz, bir teşvik olmadan göğsünün kafesinin en olmayacak yerine çöken o orospu çocuğu hissiyatı biliyorsun, anlattırma bana.

Ve benim gözlerim dolacak, ama delikanlıyız ya müsaade etmeyeceğiz bu gece de. İzmir hepimizin yerine zırıl zırıl ağlıyor zaten. Ağzına sıçtı ortalığın. Sigara içmediğime lanet ettiğim o lanet gecelerden biri daha. Bazı kötü arkadaşlarım var, ‘’Al başla !’’ derlerdi şimdi. Onlar bile şimdi kendi düzeninde. İnsan, kendini sigaraya başlatmaya niyetli insanları bile özleyebiliyormuş çok sarhoşken. Bu gecenin de bu garibe bıraktığı bu  olsun !

Bir haftada bozulan yeminlerin öznesiyim. Girilmeyen kavgaların sıkılan yumruğu. Fazla içkiden dolayı sevişilemeyen gecelerin, hüsranla üste çekilen yorganıyım. Asla varlığı istenmeyen, ama yokluğu da bir bakıma külfetli olan o garip arkadaşım.

Bugün o kadar yürüdüm ki, ayak tabanlarım ve diz kapaklarım bana ana bacı sövüyor.  İlk defa değil, son da olmasın zaten. Saat 03.00. Hiç ayılmayı talep etmeyecek şekilde sarhoşum. Aziz diye bir arkadaşım vardı. ‘’Keşke hep iki biralık kafada yaşasak sürekli’’ deyip dururdu. ‘’Bana iki bira yetmez.’’ derdim. ‘’İleride anlarsın.’’ diye cevap verirdi. Öngörülü adammış, ötesi ağır hüzne, melankoliye giriyormuş daha yeni anladım. Aziz’i görürsem yine soracağım, ‘’Nereden biliyordun lan o zamanlar ? ‘’ diye.

Muhtemelen sırıtarak suratıma, sikko bir cevap verecek yine. Ama ben Aziz’i hep seveceğim…

Kategori:Biz Hayata Kaptırmışken...

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir