Yurtdışından, şehir dışından gelip burada zaman geçiren ve maçlara gelen arkadaşlarım hep demişlerdir; ”Bu semtte de, insanında da başka bir şeyler var.” diye. Biz zaten hep ”o şeylerden” dolayı gururluyduk ama bu hafta daha bir gururlandık Karşıyakalı olmak ile.
İşler dağınık ve sakat gidiyordu bir süredir. Moraller bozuk, semtin tadı kaçık ve akıllarda, “Ne olacak ? ” sorusu ile umutsuzluğun kollarına bırakmak üzereyken kendimizi ve kulübü; bir kıvılcım çaktı taraftar. Ve o kıvılcımı besledi Karşıyaka. “Ay sonu” demeden, “Öğrenciyiz” demeden, herkes gönlünden kopanı attı ateşe. Durumu elvermeyenler sanal alemi çıra yaptı, öyle besledi alevi. Böyle bir kenetlenme hadisesi yıllardır görünmemişti.
Vardır belki benzer hikayeler ama ben daha önce hiç duymadım; 5 günde 100.000 Euro’nun üzerinde para toplayıp kulübüne 9 puan kazandıran bir taraftar topluluğunu. Üzerine sayfalarca yazılıp, saatlerce konuşulabilir bu olayın. Ama gerek yok. Biz bu ”olayı” 5 gün boyunca her anıyla “yaşadık”.
İleride ne olur, ne biter bilinmez ama geriye dönüp bakıldığında kimse bugünleri anıp ”Karşıyakalılar başlarını öne eğip, olan bitene razı olup, izlediler.” diyemez. Biz tarihe karşı sorumluluğumuzu yerine getirdik, getirmeye devam edeceğiz. Karşıyaka Spor Kulübü basiretsiz ve vaktiyle dünyalıklarını yapıp kaçan sahtekar yöneticilerin değil, Karşıyakalılarındır. Meşhur bir laf vardır ya hani “kravatlıların değil, atkılıların” diye. Aynen o hesap işte. Biz bu emanete sahip çıkabileceğimiz son noktanın da ötesine kadar; gücümüz tükenene kadar sahip çıkacağız, buna mecburuz.
Babam da, amcam da o formayı terletmiş. Ben sahip çıkmayacağım da kim çıkacak?
İlk Yorumu Siz Yapın