Şimdi anlıyorum ki; bu hayatla ilgili en büyük ve en önemli bilgiyi üniversite serüvenimin ilk dersinde öğrenmişim. O zamanlar farkında değildim tabi bunun. Mikro İktisada Giriş’in ilk dersiydi. Hoca fırsat maliyetinin ne olduğunu anlatıyordu. Kabaca ‘’Her tercih bir vazgeçiştir.’’ aforizmasının, ekonomi biliminde kendine bulduğu addı. Güzel, afili bir de tanımı vardı;
‘’Fırsat maliyeti; iktisadi bir seçim yapılırken vazgeçilmek zorunda kalınan ikinci en iyi alternatiftir.’’
Cebinizde 50 lira varken siz gidip bunun tamamı ile bira alıyorsanız, o 50 lira ile bira almak dışında yapabileceğiniz ve vazgeçtiğiniz tüm eylemler; sizin bira içmenizin fırsat maliyetidir.
Bunu tam 10 sene önce anlattılar, ama ben yeni anladım. Yavaş öğrenenlerden olduğumu daha önce söylemiştim.
Hayatın en büyük hergeleliklerinden biri, şu an içinde bulunduğunuz durumu ve koşulları, şu an sahip olduğunuz kişiliğe veya doğrulara göre değil de, buraya gelişinizde rol onayan kritik kararları aldığınız zamanlara ait doğrularınızın ve karakterinizin şekillendirmiş olmasıdır. Hepimiz, geçmişte doğru olduğuna inandığımız kararların sonuçlarını yaşıyoruz. Bugün doğru olduğuna inandığımız kararların sonuçlarını da önümüzdeki yıllarda yaşayacağız. Bu yüzden, çoğumuzun bugün sahip olduğu hayatın fırsat maliyeti bugün sahip olduğumuz doğrulara göre kurgulanmış farklı bir hayattır. Dün vazgeçtiğimiz, bugünümüzdür. Bugün vazgeçtiğimiz, geleceğimizdir.
Geriye dönüp baktığımızda, eski doğrularımızın aslında o kadar da doğru olmadığını, daha da beteri bizim değil başkalarının doğruları ya da yanlışları olduğunu görüyoruz. Başkalarının değerlerine göre kurguladığımız, başkalarının hayatlarını yaşıyoruz. Bazıları bunu fark etmeden, ömürlerini eğer şanslılarsa bir mutluluk ilizyonu içinde tamamlıyorlar. Bazılarımız bunu fark ediyor. Şanslılarımız, müdahale edip bugünlerini kurtarabiliyorlar fakat bugünü kurtarmak için aldıkları her karar, mutluluğu belirsiz bir geleceğin temellerini atıyor. Boktan bir kısır döngü. Geri gitmenin imkansız olduğu bir otoyolda, tabelasız çıkışlara sapmak gibi hayatlarımız.
Bu kurgu hatasının farkına geç varanlarımız ise en şanssızlarımız. Çünkü onları artık cehaletin mutluluk ilizyonu da kurtaramaz. Ve hayatlarındaki bazı şeyleri değiştirmeyi geçtim, değiştirmeye yeltenmek bile imkansızdır. Çok ileri gitmişlerdir. Aldıkları kararların bedellerini sadece onlar değil, başkaları da ödeyecektir. Bu yüzden Haluk Bilginer’in ‘’Masumiyet’’ filmindeki efsanevi tiradında tarif ettiği gibi ‘’Yol belli’’ deyip, başlarını eğip usul usul yürümekten başka bir şansı ve ihtimali göremezler önlerinde. Ya yürüyeceklerdir, ya da kendilerini ve çevrelerindeki herkesi yok etmeyi de göze alarak kurdukları her şeyi yıkacaklar, darmadağın edeceklerdir.
Haddinden geç gelen farkındalık, hiçbir şeyin farkında olmamaktan daha acı verir.
İlk Yorumu Siz Yapın